“VUR DE VURALIM ,ÖL DE ÖLELİM”

“VUR DE VURALIM ,ÖL DE ÖLELİM” ABD ve İsrail ikilisi için sürüklendiğimiz batağın ne boyutta olduğunu İran ve Suriye’nin Türkiye’ye yönelik tutumuna bakarak çok net görebilmekteyiz. Türkiye’nin İran ve Suriye’ye karşı, ABD-İsrail ikilisinin hesabına çalışması, komşumuz durumundaki İran ve Suriye’yi Türkiye’yi tehdit eder duruma getirmiştir. Suriye’nin nükleer başlık takılabilen SCUD füzelerini Türkiye’ye çevirdiğine dair haberlerin basına yandığı gün, bir tehditte İran’dan geldi. Horremabad şehrindeki Devrim Muhafızları’na bağlı Besiç milislerinin toplantısında konuşan Tuğgeneral Hacizade, Türkiye’de kurulacak NATO füze kalkanı sistemi nedeniyle "İran’a karşı bir saldırı oluşursa ilk adım olarak Türkiye'deki füze kalkanı sistemlerini vuracağız ve daha sonra diğer hedeflere yöneleceğ....

Devamı Okunma : 6725 28-Kasim-2011 Pazartesi

 
YILDIRAY ÇİÇEK ARŞİVİ ARA
GENÇ SESLENİŞ ARŞİVİ ARA

EMPERYALİST KÜRESEL KERVANIN YOLCULARI
EMPERYALİST KÜRESEL KERVANIN YOLCULARI


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı küresel güçler “Sonun Saddam’a, Kaddafi’ye ve diğerlerine döner” şeklinde tehdit ederek mi, kendi projelerinde konum almasını sağlamaktadır? Yaptıklarına bakınca bu şüphemiz günden güne artmaktadır.

ABD nereyi işgal edecek, nere üzerinde baskı oluşturacaksa ABD’den önce Recep Tayyip Erdoğan’ın gölgesi orada bitiyor. Irak, Afganistan, Libya, Tunus, Mısır, Suriye ve İran konusunda adeta ABD’nin sesini, soluğunu siyaset nefeslerinde hisseden ve hissettiren olmuştur.

Dibimizde Türk milletine düşmanlık yapan Barzani ve Talabani çapulcuları duruyor, onlarla her daim sarmaş dolaş, onlara zerre tepki göstermiyor ama o son olarak kendini Suriye’deki duruma yoğunlaştırmış durumdadır.

PKK’yı kucağında besleyen Barzani ve Talabani’ye bir gün olsun “Çek git Talabani, çek git Barzani” diyememiş Recep Tayyip Erdoğan şimdi sabah kalkıyor “Çek git Beşar”,akşam yatıyor “Çek git Beşar” diyor.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve AKP iktidarı Suriye diyor da başka bir şey demiyorlar. Suriye’yi de ABD’nin istediği bir yönetim tarzına kavuştururlarsa dünyada bunlardan mutlusu olmayacaktır.

AKP, ABD’nin Irak işgalinde varını-yoğunu ortaya koydu her manada destek verdi. Kazancı ne oldu? Milyonlarca insanın ölümüne katkı sağlayarak, insanlık tarihine geçecek kapkara bir yüz sahibi oldular. Keza Afganistan, Libya, Mısır, Tunus’ta da bu kara lekenin sahibi oldular. Şimdi kara lekelerini fazlalaştırmak için Suriye ve İran üzerinde çalışmalara başladılar.

Önce Suriye, sonra İran üzerinde kendilerine verilen vazifeleri yerine getirsinler, yeni vazifelerine bakacaklar… ABD artık nereyi hedef gösterirse, oraya doğru yönelecekler.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’ndan sonra, Başbakan Erdoğan’da Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a “Sonun Kaddafi gibi olacak”açıklamasında bulundu.

Kaddafi elinden ödül aldığı kişi, Beşar Esad ile gece gündüz ailece görüştüğü kişiydi. Şimdi bu durum AKP’nin ne dostluğuna, ne düşmanlığına güvenilmeyeceğini göstermektedir. AKP’nin dostluğunu da, düşmanlığını da belirleyen tek kriter var, o da ABD’nin menfaatleri olmaktadır.

Bu nasıl insanlık, bu nasıl Müslümanlık, bu nasıl adalet anlayışıdır anlamak mümkün değildir. En acı olanda bu anlayış her seçimde ödüllendirilmektedir.

Bölgedeki İslam ülkeleri, Amerikan yönetimine geçiyor, bizimkiler bu yolda Haçlı Bayrağını en önde tutan oluyorlar.

Ve bu durumu da milletin büyük bir kısmına yutturuyorlar.

İslam kavramları ile halkı aldatıp oy topluyorlar, hizmeti Yahudilere, Hıristiyanlara yapıyorlar.

Türkiye’de kendi değer yargıları ile yetişmiş olan herkes, AKP’nin bu maskesini düşürmek için mücadele vermelidir.

Bu maskeli hal, Türkiye’yi tarihine, dinine, karakterine ters bir noktaya getirmiştir. Bu kervan terse dönmezse, Türkiye’yi ters çevirmeye çalışanlara yol açılmaya devam edecektir.

Recep Tayyip Erdoğan’ın küresel kervandaki yürüyüşü artık sonlandırılmalıdır.

OKUNMA : 4881 22-Kasim-2011 Sali

Adınız Soyadınız
E-Mail Adresiniz
Yorumunuz